9 Nisan 2011 Cumartesi

Los dos ultimas dias! Son iki gün!

Tel peynir, kızarmış ekmek, sen seversin diye pişen köfte...
Gitmeme yaklaştıkça duygusala bağlıyorum. Son bir haftayı fazla uçlarda geçirdim. Çok özleyeceğim insanları bir müddet için  "sonra görüşürüz ve seni özlicem" dedim.

 Hem duygusala bağlıyorum, hem de güçleniyorum. Perşembe günü yurtdışı çıkış harcımı yatırırken, Ziraat Bankası'nın Beylerbeyi şubesinde genç bir bankacı vardı. Ve hayatımda ilk defa, müşterisiyle gerçekten ilgilinen bir devlet memuru ile tanıştım. Elimde pasaportum, yurtdışı çıkış harcı yatırmak istediğimi söyledim, adam işlemlerimi yaparken;

- Yolculuk nereye?. diye sordu.
Ben galiba biraz fazlaca kafası karışık olarak;
- Barcelona. diye yanıtladım.
- Erasmus mu?
- Hayır, dil kursu, hem de gönüllü bir kuruluşta çalışacağım. Aslında İspanya 90 günlük vize verdi, ben de biraz para biriktrimiştim, öyle gidiyorum işte. İyi mi yapıyorum, kötü mü bilmiyorum ama.

Hayır bu kadar detaydan adama neyse, niye anlatıyorsam. Neyse adam işlemimi yaptı, makbuzumu verirken, kocaman gülümsedi, bir de " Umarım orada çok mutlu olursun" diye ekledi. Ben teşekkür ettim, biraz da gözlerim doldu. Hayda kızım iyice kafayı yedin sen, fazla duygusala bağladın giderayak, hayırdır noluyo, gidicem de gidicem diyordun, ne perhiz ne lahana turşusu. Kendisi eminki bir sonraki müşteri de beni unutmuştur, ama ben buradan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum, ne iyi geldi o beş kelime bana bir bilse...

Valizimin bir kısmını hatırladım. O kadar az şey götürüyorum ki. Alınması gereken şeyleri de bir liste yaptım, bir kısmını oradan alayım dedim, hani yeni ülkeyle ben de yenileneyim diye. Salı günüde kursa kesin kaydım yaptırmıştım ya, Sevgili kursum, soyadıma bir nokta ekledi. Yeni biri isimde verdi yani bana daha gitmeden...  Umarım SCI'dakilerle bu hafta görüşürüm ve bir an önce çalışmaya başlarım da, günler dolu dolu geçer. Gerçi gider gitmez, kaçırdığım ilk haftayı telafi etmek için pek çalışmam gerekiyor. Bu arada çalışmak demişken bu sene ne kadar körelmişim, şu yazıyı bile yazarken o kadar zorlanıyorum ki. Tam mekanik çalışan mantığına bürünmüşüm. Uyy gorgunç. En azından bir müddet öğrenmek iyi gelecek. Şimdiden başladım zaten, sevgili İnci Kut'un kitabından hop hop, ilk iki ünite bitti. Fiil çekimleri kastıracak gibi görünüyor ama mucho animo diyorum kendi. Haydi bakalım göreyim seni der gibi yani. Şaka bir yana tekrardan öğrenmeye başlamak bana çok iyi geldi, keşke bir ömür öğrenci kalsam ya...


http://www.youtube.com/watch?v=1tP1umpp4M4

Hasta Luego.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder